EŞSİZ VE ANLAMLI ANADOLU SANATI

 San'at şiirini ilk okuduğumda, her dizede yaptığı karşılaştırmalar ve son dörtlükte daha açık ifade edişi ile Anadolu ile Batı'ya açıkça bir karşılaştırma ve Anadolu ruhuna fazlasıyla yansıtan, sanatın hissiyatına değinen bir şiir olduğunu anlamış ve fazlasıyla hissetmiştim. Çoğu dizede bahsetmek istediği şeyi kavrayabilsem de bazı kelimelerin anlamını bilmediğimden ya da oradaki kullanımı çözemediğimden şairi anlayamamıştım. Bu kısımlara detaylı değinmeden önce, şiir ve şair hakkında genel his ve düşüncelerimden bahsedeceğim. Şiirdeki Anadolu sanatı ve ruhunu güzel şekilde aktarışını anlatan ve hissetsem de genel olarak bu şiirdeki" Batı'yı anlamayı denememe"ye benzer düşünce yapısına katılmıyorum. Kişisel olarak bende Anadolu ile gurur duyup, herhangi bir yabancı anlayış ile değişmeyi düşünmesem de Batı'da da belki de bizim düşündüğümüz gibi bizim kavrayamayacağımız, hissedemeyeceğimiz değerler olabileceğini düşünüyorum.

 Şair, şiirin ilk dörtlüğünde, "bahçe" kelmesinden kasıt olarak alandan söz ederken, "bahâr" kelimesi ile ise yenilik, tazelikten bahsetmiştir. Şair burada, bizleri zorla yabancı Sanat anlayışına çekmeyi deneseler de bizim zor olana, Anadolu'ya alıştığımızı ve bırakamayacağımızı bastırarak belirtmiş. Bu dörtlükte, mübalağa sanatı ve bolca istiare yapılmıştır. Mecaz-ımürsel sanatı da mevcuttur. Şair, ikinci dörtlükte de "sen" şeklinde hitap ettiği kişiyle aralarındaki zevk ayrılığına değinmektedir. Kendi değerlerine yabancı olan kişi, mozaik eser görme heyecanı ile gezmektedir, şairimiz Faruk Nafiz de karşılık olarak kendi kültürümüzden çinicilik ve sülüs yazıdan bahsediyor. Bu dörtlükte de Mecaz-ımürsel sanatına başvurulmuştur.

 Şair diğer dizelerde de karşılaştırmalarına devam ederken, burada anlamının balerin olduğunu bilmediğim "beyaz kelebeğin " sahnede dans etmesinden hoşlanan "sen"e karşılık, kendi kültürel halk oyunlarımızdan bahsederek misilleme yapıyor. Bu dizede istiare ve teşbih kullanılmıştır. Dördüncü dörtlükte şair karşılaştırmalarını yaparken bu sefer yetiştirilme tarzını da konuya dahil ediyor. Bu sefer, müzik sanatından karşılaştırma yapıyor. Bu bölümde de teşbih kullanılmıştır. Son iki dizede de şair kısaca, kendi kültürüne yabancılaşma ve farklı kültüre hayranlıktan bahsederken heykel sanatı ile karşılaştırma yapıyor ve son olarak, Anadolu insanı ve kültürünün duru güzelliğini ve hissiyatını, hiç bir şey ile değişmeyeceğini dile getiriyor. "Sen" olarak bahsettiği kişi ile de yollarını ayırıyor.

 Son olarak tekrar düşüncelerime dönecek olursam, biraz daha düşünerek okuduğumda, aslında şairin kendi kültürüne yabancılaşma konusunda haklı olduğunu anlıyorum. Bana kalırsa kendi kültürünü unutan insan, benliğini yitirir ve özünü kaybeder. Yabancı kültürlere merak ve onları deneyimleme isteği gayet doğaldır. Ancak herkes, aynı şairin yaptığı gibi kültürünü unutmamaya insanlar teşvik etmeli ve kendisine, kendi kültürüne yabancılaşmamalıdır.

Kaan Baltacı - 610, 9/C 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

olay metni2