olay metni1

 

GİZEMLİ MAĞARA

Çocuklar hadi kalkın kahvaltı hazır, diye seslendi anneleri Gabrielle. Bu güzel sese fazla karşı koyamayan bu 2 genç kardeş yataklarından fırlayıverdiler. Ellerini yüzlerini yıkadıktan sonra mutfakta kurulu olan kahvaltı masasına doğru yöneldiler.  Babaları yurtdışında olduğundan bu tatlı kahvaltıya eşlik edemedi.  Kahvaltılarını yapan bu gençler annelerinden arkadaşları Peter ile kayalıklarda piknik yapmak için izin istediler. Jessie’nin ve Federico’nun bu isteğini kıramayan anne Gabrielle gitmelerine izin verir. Piknikte atıştıracakları yiyecekleri piknik sepetlerine koyduktan sonra bu gençler kasabadaki ahşap evlerinden koşar adımlarla uzaklaşarak Peter ile buluşacakları kayalıklara doğru giderler. Kayalıklara vardıklarında Peter çoktan oraya gelmişti. Selamlaştıktan sonra yiyeceklerini hazırlayıp yemeye başladılar. Sohbet ederek eğlenerek yemeklerini yiyen gençler hemen ayaklanıp oyun oynamaya başladılar. Oyun oynarlarken zamanın nasıl geçtiğinin farkına varmamışlardı. Hava kararmaya yakındı. Bu durumu fark eden Jessie hemen kardeşine ve arkadaşı Peter’a söyler. Jessie bu durumu söyleyince havanın farkına varan Peter ve Federico hemen toparlanmaya başlarlar ancak oyun oynarlarken her şeyi dağıtmışlardı. Bunları toplamaları epeyce zaman aldı. Hava iyice kararmıştı. Kayalıklardan inerlerken karanlığı yaran oldukça ihtişamlı bir ışık görürler. Meraklı gençler bu ışığa doğru gitme eğilimindeydiler ancak Jessie hava iyice karardığı için bir an önce eve varmak istiyodu. Fakat Peter ve Federico çoktan o ışığın olduğu yere gelmişlerdi. O ışığın geldiği yer girişi dar bir mağaraydı. Kafasını eğip o mağaraya bakan Peter, adeta büyülenmiş gibi gözlerini ayıramıyordu. Bir anda Peter o dar girişli mağaranın içine girmeye koyuldu. Bu kardeşler Peter’a ne kadar durmasını söyleselerde Peter çoktan o mağaranın içine girmişti. Peter’ı yalnız bırakmak istemeyen Federico da Peter’ın peşinden o da mağaraya girdi. Bu durumu gören Jessie de kardeşini yalnız bırakmamak açısından o da mağaraya girdi. Bu gençler mağaraya girince mağaranın bu ihtişamlı ışığı gözleri kör edecekmişçesine birden parlayıverdi. Gözleri yanmaya başlayan bu gençler elleriyle gözlerini kaparlar ve hep bir ağızdan bağırmaya başlarlar. Sonra birden bire bu ışık kesilir ve bu gençler ellerini gözlerinden çekerler ve ayağa kalkarlar. Ayağa kalktıklarında hala daha aynı mağarada olduklarını fark ederler ama mağaradaki bu ihtişamlı ışık yerine ürkütücü zifiri karanlık içindedirler. Hemen mağaradan çıkan bu gençler oldukça korkmuşlardır. Koşar adımlarla evlerine doğru giderler. Bizim genç kardeşler anneleri Gabrielle’den   bir güzel azar yediler. Bu azarın üzerine Jessie annesine bu yaşadıkları olayı anlatacakken kardeşi Federico buna engel olmuştur. Bu tavır üzerine Jessie susuverdi ve kardeşiyle beraber yatak odalarına doğru gittiler. Bu yaşadıkları hadise yüzünden gözlerine uyku girmeyen kardeşler gece boyunca tavanı seyrettiler. Sabah gün ışığını gördüklerinde artık uyumaları gerektiğini fark ettiler ve az da olsa uyudular. Sabah yine annelerinin o tatlı sesleriyle uyanan kardeşler, hemen yataklarından kalkıp dünkü gibi kahvaltı masalarına oturdular. Kahvaltılarını ettikten sonra anneleri çocuklarına dün neden geç kaldıklarını sordu. Bu soru karşısında hemen Federico söze atladı ve “ Oyun oynarken havanın karardığını fark etmedik anneciğim.”dedi. Bu sevimli söz karşısında yumuşayan anne bir daha kızmaya kıyamaz. Ardından kapı çalar ve anneleri kapıyı açmaya gider. Bir bakar kapıdaki kişi Peter, Peter söze şöyle başlar” Merhaba Gabrielle abla, Federico ve Jessie benimle gelebilirler mi?” Bu sözler karşısında gitmelerine izin verir. Peter ve bizim genç kardeşler hemen dün gördükleri gizemli mağaraya giderler. Peter ve Federico hemen mağaraya atılır ama Jessie içeriye girmekte tereddüt yaşasa da kardeşinin ısrarıyla içeriye o da girer. İçerisi dün olduğu gibi zifiri karanlık içerisindedir. Ancak böyle olabileceğini öngören Peter, önceden çantasına attığı el fenerini çıkartır. El fenerinin aydınlattığı bu ilginç eski mağara, sanki ilk defa ışığa erişmiş gibiydi. Mağaranın derinlerine doğru ilerleyen bu meraklılar her adımda daha da şaşırıyorlardı. Mağara duvarlarındaki ilginç semboller, işaretler, çizimler adeta bu meraklıları büyülüyordu. Giderek büyüyen bu gizemli mağara, sanki başka bir boyuta ulaşıyormuş gibiydi. Adım attıkça gözleri fal taşı gibi açılan bu meraklılar, mağarada ilerlerlerken, oldukça geniş olan bir yere gelirler. Bu yerin duvarları bir ince işçilikle işlenmiş gibiydi. Bu geniş yer sanki Antik Yunan Dönemlerinden kalmış gibiydi. Bu yerin merkez noktasında taştan yontma rahleye benzer bir yapı bulunmaktadır. Bu yapının üzerinde kapağı açık olan eski bir tür kitap bulunmaktadır. Bu kitabı gören gençler kitabı bir araştırmacı edasıyla incelemeye koyuldular. Kitap bilmedikleri bir dilde yazıldığı için kitapta ne yazdığını anlayamayan gençler hayal kırıklığı içerisinde sadece çizimlere ve sembollere bakarak bir anlam oluşturmaya çalışıyorlardı. Uzunca bir süre kitaptan almam oluşturmaya çalışan gençler bir anlam çıkaramayınca artık gitmek isterler ve eşyalarını toparlayıp mağaradan çıkarlar. Mağaradan çıktıktan sonra yine aynı saatte bu mağarada buluşacaklarına karar verirler. Evlerine geçen gençler çok yoruldukları için direk yataklarına gidip uyurlar. Sabah olduğunda yine kahvaltıya geçen gençler kahvaltılarını ettikten sonra annelerinden tekrar dışarı çıkmak için izin isterler. Anneleri izin verdikleri gibi odalarına koşup ansiklopedisinden tut büyütecine kadar mağarada işine yarayabilecek her şeyi çantalarına atıp doğruca mağaraya doğru yola koyulurlar. Peter da diğer arkadaşları gibi hazırlıklı gelmişti mağaranın önüne. Buluşan gençler tekrardan mağaranın içerisine girip o kitabın ne anlattığını öğrenmek için içleri içlerini yiyordu. Hemen o kitabın bulunduğu geniş yere vardılar. Çantalarından ansiklopedilerini fenerlerini falan çıkardılar ve bu kitabın hangi dilde yazıldığını öğrenmeye çalıştılar. Uzun araştırmaları sonucunda Peter, bu kitabın Silezyaca diliyle yazıldığı sonucuna ulaşır. Bu bilgi sayesinde kitabın ne anlattığını öğrenecek olma sevinciyle mutluluktan havalara zıpladılar. Sonra kendilerine gelip bu kitabın çevirisini yapmaya başladılar. Kitabın çevirisini yaptıkça şaşıran gençler bu kitabın bir tür zaman makinesi yaptırdığını anladılar. Merakına yenik düşen bu gençler zaman makinesinin nasıl yapıldığını öğrenmeye koyuldular. Uzun süren bu öğrenme aşamasında olan tek sıkıntı kitapta bahsedilen parçaların ve maddelerin bu kitap dışında başka hiçbir kitapta geçmemesiydi. Bu işte bir terslik olduğunu düşünen gençler kitabın devamını okumaya başlarlar. Kitabın devamında “Te czynści sōm umiyszczōne w sekretnym miyjscu we grocie, kaj znajduje sie ta ksiōnżka. Jednak ino ôbrane ôsoby mogōm znojś te czynści.” Böyle bir ifade geçmektedir. Türkçe çevirisiyle” Bu parçalar bu kitabın bulunduğu mağarada gizli bir yerde bulunmaktadır. Ancak bu parçaları yalnızca seçilmiş birkaç kişi bulabiliyor.” Şeklinde ifade edildiğini görürler. Bu cümleyi gören gençler acaba kendilerinin seçilmiş kişi olabileceklerini düşündüler. Ardından kendilerinden başka birileri olmadığından yola çıkarak kendilerinin seçilmiş kişi olacakları kanaatine ulaştılar. Hemen ayaklanıp kitapta geçen parçaları aramaya koyuldular. Mağarada köşe bucak ne kadar yer varsa her yere baktılar. Ancak kitapta bahsi geçen hiçbir parçaya ulaşamadılar. Hayal kırıklığı içerisinde mağarada dört dönüyorlardı. Ne kadar arasalar da hiçbir işarete, parçaya rastlamadılar. Çok yorulan gençler eşyalarını toplayıp gitme kararı aldılar. Tam mağaradan çıkacaklarken mağaradan ürkütücü bir ses duyarlar. Bu ses karşısında tüyleri diken diken olan gençler sesin geldiği yere doğru korkar adımlarla ilerlediler. Sesin kitabın bulunduğu yerden geldiğini düşünüyorlardı. Kitabın olduğu yere geldiklerinde gözlerine inanamadılar. Kitap ortadan kaybolmuştu ve yaklaşık 15 metre uzunluğunda 4 tane put misali taştan yontma heykeller ortaya çıkmıştı. Nutku tutulan gençler arkalarına bakmadan koşarak kendilerini mağaradan dışarı attılar. Dışarıdaki hava zifiri karanlıktı göz gözü görmüyordu. Fenerlerini yakan gençler koşarak evlerine doğru gittiler. Eve vardıklarında anneleri evde değildi. Nasıl olur dercesine evde annelerini aradılar. Anneleri evde yoktu. Camdan dışarı bakan kardeşler, bir anda donakaldılar. Daha demin dışarısı zifiri karanlık iken havayı mağarayı ilk gördükleri zamanki ışık kaplamıştı. Kendilerini dışarı atan kardeşler birinin onlara doğru geldiğini görür. Gelen kişi Peter’dı. Peter geldiği gibi şu sözleri söyler” Kasabada neden kimse yok.”  Bu sözleri duyan kardeşler korkudan bayılacak dereceye geldiler. Sonra kendilerini toparlayıp bu konu üzerinde konuşmaya başladılar.

—Neler oluyor bu kasabada?

—Herkes nereye kayboldu?

—Acaba bunların sebebi mağara olabilir mi?

—En iyisi tekrardan mağaraya gitmeliyiz.

—Hadi hazırlanın.

Hazırlanan gençler hemen evlerinden çıktılar. Ama ne görsünler mağarada gördükleri bu 4 heykel kasabaya doğru sert adımlarla geliyordu.Ama bu nasıl mümkün olabilir dercesine birbirine bakan gençler, korkudan ne yapacaklarını bilemediler ve hemen ters tarafa doğru yani o 4 heykelden uzaklaşabilecekleri yöne doğru koşmaya başladılar. Koşarlarken arada arkalarına bakıyorlardı. Ancak sadece Federico bu heykellerin peşlerinden gelen kasabadaki insanları fark etti. Bu durumu diğerlerine söyleyince daha dikkatli bakan Jessie ve Peter da bunları gördü. Küfürler savurarak kendilerine kızan gençler keşke bu mağaraya girmeseydik dercesine pişmanlık duyuyorlardı. Ancak her şey için çok geçti. Bu saatten sonra bağırmanın da çağırmanın da faydası yoktu. Bu durumu nasıl düzelteceklerini bilmeyen gençler çaresizce kasabadan uzaklaşıyordu. Koşmaya mecali kalmayan gençler bir tepede birkaç dakikalığına oturma kararı aldılar. Otururlarken kasabayı izleyen gençler bu heykellerin kasabanın merkezinde bulunan türbenin olduğu yerde donakaldılar. Bu durumu fark eden gençler bir 10 dakika bekledikten sonra ayaklanıp kasabaya doğru gitmeye karar verdiler. Korkar adımlarla kasabaya varan gençler, heykellerin başlarında durduğu türbenin oraya gelirler ve birde ne görsünler. Zaman makinesinin yapımında bahsi geçen parçalar buradaydı. Ama nasıl olur. Bu parçaların mağarada olması gerekiyordu dedi Federico. Parçaların olduğu kısma inen gençler aslında bu parçaların mağarada olduğunu fark eder. Bu parçaların olduğu kısım o mağaranın devamı niteliğinde olan yerde imiş. Bu parçaları alarak hemen bu zaman makinesinin yapımına başladılar. Amaçları bu makineyi yapıp çabucak bu vaziyetten kurtulmaktı. Bu makineyi yapıp zamanda ileriye gidip normal yaşamlarına devam etmeyi planlıyorlardı. Zaman makinesinin yapımını tamamlayan gençler, bu makineyi tam kullanacakları sırada bu 4 heykel donuk vaziyetlerinden çıkıp hareket etmeye başladılar.Ardından gençlerin yaptığı bu zaman makinesini alıp bir anda gözden kayboldular. Bu hadise bittikten sonra kasaba halkı bir anda kendilerine geldi. Neler olup bittiğini kavramaya çalışıyorlardı. Bu kasaba halkı arasında annelerini arayan gençler umutla etraflarına bakıyorlardı. Annelerini görünce mutluluktan havalara uçan gençler, hep bir ağızdan ağlamaya başladılar. Neler olduğunu öğrenmeye çalışan anneleri ve kasaba halkına ne diyeceğini bilemeyen gençler “Bizde bilmiyoruz” diyerek onları geçiştirdiler. Ardından havanın tekrar eski haline döndüğünü görünce rahatlayan gençler son olarak o mağaraya gitmeye karar verirler. Mağaranın orya gelince birde ne görsünler. Oradaki mağara kaybolmuştu. Fazla irdelemek istemeyen gençler bu olayı boş vererek tekrardan evlerine doğru yol alırlar ve bu konu hakkında kimseye bir şey anlatmayacakları hakkında kendi aralarında bir yemin ederler. Bu olaylardan sonra kasaba eski haline döndü. Hatta kasabadaki bereket artmaya başladı ve en önemlisi gençler artık huzurlu biçimde yaşamlarına devam etti.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

olay metni2